İncecik, gerilmiş bir ip üzerinde yürüyor insanlık. Her adımı düşüşlerine biraz daha yaklaştırıyor onu. Kimisi gözlerini tek bir noktaya dikerek atıyor kafasından tökezleme fikrini; kimisi zihninde dolaşan hayaletleri savuşturmaya çalışırken soğuk terler döküyor sessiz mırıldanmaların ağır yükü altında. Kimisi tam ortasında bekliyor yolun; dönmek için uzak kalmış gerisi, ilerisi ise daha da yakın sonsuzluğa. İp gittikçe geriliyor her yutkunuşta, kaygılar biraz daha kapanıyor adımların aceleci tereddütlerine doğru. Varoluşunun, hayatının ve ölümünün anlamını arıyor insanlık yüzyıllardır. Zaferlerinden çok yenilgilerini sayıklıyor bu arayışta. Vazgeçişler; anlamlandırabilmek için yaşamın özünü, mağrur el çekişler düşüncenin kıvrandırıcı ağrısından ve zamansız nihayetler doğurmaya yüz tutmuş bir sancı derinlerden. Sonra ansızın iz bitiyor, yol bitiyor, ışık bitiyor, bakış bitiyor, umut bitiyor ve bekleyiş bitiyor. İncecik, gerilmiş bir ip üzerinde yürüyor insanlık; biri aniden bırakıyor kendini aşağıya. Düşüyor, düşüyor, düşüyor.

Karşınızda; bazen melankolik bir aşk acısıyla, bazen toplumsal düstura ayak uyduramayışıyla, bazense varoluşsal sorgulamalarının çıkmazı içerisine sıkışıp kalmışlığıyla ‘’düşme’’nin buyruğuna itaatkârca sarılan insanlığın beyaz perdedeki tezahürü: intihar fikriyle yoğrulmuş, bazısı başarıyla bazısı başarısızlıkla sonuçlanmış intiharlara sahne olmuş 10 film.

1 Yorum

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.