ListelerSinema Yazıları

Güçlü Kadınların Filmleri

Tıpkı dünya tarihinde olduğu gibi uzun süre devam eden ataerkil düzen içinde, sinema da başlangıçta kadınlara sadece eş, anne, sevgili, yardımcı, yardıma muhtaç gibi bazı basmakalıp anlamlar yüklüyordu. Kadının erkeğin elinde en basit anlamıyla nesneleştirilmesine itirazı olan eleştirmen, yönetmen, senarist ve yapımcılar bu bozuk ve gerikafalı düzeni düzeltme çabasına girmiştir. Uzun yıllar süren emekler ve çabaların ardından, sinema da kaçınılmaz olarak kadınların hikayelerine ve duruşlarına yer vermek zorunda kalmış ve eşsiz hikayeleri ile kadınları nihayet objektifin önüne yerleştirmiştir.

İşte merkezine cesur, çalışkan, umut dolu, kararlı, inançlı, kendi ayakları üzerinde duran, dünyayı değiştiren, toplumlara yön veren, güçlü kadınları alan filmlerden bazıları…

Frances Ha

27 yaşında istikrarlı bir mesleğe sahip olmayan yetenekli dansçı Frances, New York’ta bir apartman dairesinde ev arkadaşı Sophie ile yaşamaktadır. Ne var ki, Sophie’nin hayatında aldığı değişiklik kararı ile evden taşınacak olması durumu Frances’i sorumlulukları ile baş başa bırakır. Frances para, iş, arkadaş ve aile gibi bir çok parametreleri sırtına alıp tek başına ve yalnız yaşamak zorunda kalır. Frances’in gerçek hayat ile tanıştığı döneme şahitlik ettiğimiz 2012 yapımı filmin yönetmenliğini Noah Baumbach üstlenmiştir.

Still Alice

Columbia Üniversitesi’nde dil bilimi profesörlüğü yapan Alice Howland’ın eşi ve çocukları ile mutlu bir ailesi vardır. 50. yaş gününden sonra unutkanlıklarından şüphelenen Alice, doktorun kendisine Alzheimer başlangıcı teşhisi koyması ile hayatına, arkadaşlarına ve ailesine yeniden ve artık yeni bir gözle bakar. Uzmanlığı sürekli yeni bir şey öğrenmek ve bildiklerini öğrencilerine anlatmak olan Alice, bu zor hastalık ile sert bir mücadeleye girer. Alice ve ailesinin direnişini izlediğimiz 2014 yapımı filmin yönetmenliğini Richard Glatzer ve Wash Westmoreland üstlenmiştir.

Suffragate

Tarihin ilk feminist hareketini başlatan bir grup kadın, eşit çalışma hakları, oy hakkı ve sosyal adalet istemektedir. Kibar başlayan söylemlerine karışılık bulamayan süfrajetler, zorbalaşan hükümet karşısında gittikçe sertleşen bir tutum izlemek durumunda kalırlar. Gruba rastgele şekilde katılan Maud, davasına tutku ile bağlı kimyager Edith ile tanışınca harekete daha fazla dahil olur. Süfrajetler içinde adım adım yükselen Maud, korku ve gururu her an iliklerine kadar hissetmektedir. Güçlü kadınların bu kutsal davasına eşlik ettiğimiz 2015 yapımı filmin yönetmenliğini Sarah Gavron üstlenmiştir.

Most Hated Women in America

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan ve Amerikan Ateistleri derneğinin kurucusu Madalyn Murray O’Hair, baskıcı ve geri kafalı toplum tarafından sürekli zorbalığa mahsur kalmaktadır. Ancak açık sözlülüğü ve cesurluğundan bir an bile taviz vermeyen Madalyn’in hayatı gitgide zorlaşmaktadır. Bütün bu olanlara karşı bir saniye bile boynunu eğmemiş ve çocuğunu da dogmatik bulduğu bütün zorlamalardan uzak yetiştiren bu kadın, hak ettiği ilgiyi az da olsa bulup, bazı insanlar tarafından çoktan kahraman ilan edilmiştir. Madalyn’in en zor yolculuğuna şahitlik ettiğimiz 2017 yapımı filmin yönetmenliğini Tommy O’Haver üstlenmiştir.

The Help

Eugenia Phelan, iyi bir okulda eğitim alıp, iyi yetiştirilmiştir. Ancak diğer arkadaşlarının aksine evlenmek, çocuk sahibi olmak, çocuk yapmak gibi ideallere sahip değildir. Eugeinia bir yazar olmak ister ve bu, onun için ailesinin beklentilerine sırt çevirmek gibi bazı zor bedelleri olan bir idealdir. Nihayet yerel bir gazetede bir köşeye sahip olan Eugeinia, köşesinde mutfak ve ev işleri gibi bazı bilgileri yazmak için, yakın bir arkadaşının hizmetçisi Aibileen’dan ve ardından onun en yakın arkadaşı Minnie’den yardım ister. Bu muhteşem üçlünün gizli projesini izlediğimiz 2011 yapımı filmin yönetmenliğini Tate Taylor üstlenmiştir.

Revolutionary Road

April ve Frank Wheeler ailesinin mutlu bir evliliği vardır. Birbirine delice aşık bu çift, lüks ve sakin evlerle dolu bir sokak olan Revolutionary Road’taki yeni evlerine taşınırlar. Ancak hayatları bu noktadan sonra istedikleri gibi gitmez. Kendini bir anda ev ile iş arasında boğucu bir hayatın ortasında bulan Frank, April ile birlikte kurduğu hayallerden çoktan vazgeçmiştir. Ancak April hayallerini geride bırakıp, hayatını bir ev kadını olarak geçirmek niyetinde değildir. Olağanüstü oyunculuklar ile 1950’lerin Amerika’sında arada kalmış bir hayatı incelediğimiz 2008 yapımı filmin yönetmenliğini Sam Mendes üstlenmiştir.

Big Eyes

Margaret Keane, kendine özgü iri gözlü tabloları ile tanınan Amerika’lı bir ressamdır. Margaret eserlerini, stratejik ve ekonomik olarak fayda sağlayabilmek adına, bir diğer ressam olan eşi Walter Keane’ye emanet etmiştir. Ancak Walter zaman içinde eserleri tamamiyle sahiplenip Margaret’in önü alınamaz başarısından nemalanmaya başlamıştır. Margaret eşi ile ciddi bir güç savaşına girişmeye kesin karar verir. Margaret’in bu zorlu mücadelesine şahitlik ettiğimiz 2014 yapımı filmin yönetmenliğini Tim Burton üstlenmiştir.

Erin Brokovich

Erin Brockovich, hukuk eğitimi almamış ancak gönüllü olarak, insan sağlığını olumsuz etkileyen davalarda hukuk mücadelesi veren bir kadındır. Erin, bütün varlığını haksızlığa uğrayan insanların, haklarını aramaya ve onlar için savaşmaya adamış genç bir kadındır. Bunun, kişiliğinde yarattığı muhteşem etkinin, iyi bir insan olmak ne demek sorularına verilecek cevap olduğunun farkına varacaktır. Erin’in kutsal davasında ona eşlik ettiğimiz 2000 yapımı filmin yönetmenliğini Steven Soderbergh yapmıştır.

The Color Purple

Celie, siyahî genç bir kadındır. 1900’lerin başında geçen olaylarda, babası tarafından cinsel ve sözlü şiddet gören Celie, genç yaşına rağmen çok fazla acı çeker. Şiddet ve zulüm, babası tarafından satıldığı kocasından devam ettikçe Celie’nin hayatı daha çekilmez hâle gelir. Bu sırada tek sırdaşı olan kız kardeşi Nettie’ye yazdığı dokunaklı mektuplar ile teselli bulmak zorundadır. Ancak nihayetinde hayatını değiştirecek olan, kararlı, inançlı ve güçlü Sofia ile tanışır. Celie’nin umutsuzluk ve umudu aynı anda yoğun hissettiren hikâyesini anlatan 1985 yapımı filmin yönetmenliğini Steven Spielberg yapmıştır.

Persepolis

Marjane Satrapi, İran’da yaşayan küçük bir kız çocuğudur, 1970’lerde İran’daki siyasi hareketlenmeden etkilenir. Küçük yaşına rağmen bu süreci büyükannesi, annesi, babası ve onların arkadaşlarından öğrenmeye başlar. Ancak bunu sadece çocukça ve masum hislerle yapabilmektedir. İran’da meydana gelen devrimden, Marjane ve ailesi de payını alır ve Marjane ülkesinin nasıl bir karanlığa saplandığına şahitlik ederek büyümeye devam eder. İran’ın yakın siyasi olaylarını ve bir ülkenin dönüşümünü, genç bir kadının gözünden izlediğimiz 2007 yapımı filmin yönetmenliğini Marjane Satrapi yapmıştır.

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri

Mildred Hayes, trajik bir biçimde hem kızının cinayetini aydınlatmaya çalışıp, hem de ayakta kalmak zorunda olan bir kadındır. Cinayetin çözülmesi geciktikçe kendi çözümlerini arayan Mildred, şehrin polis şefi William Willoughby’a mesaj vermek amacıyla, üç adet billboard kiralar. Polis şefinin saf ama şiddet eğilimli sağ kolunun ve şehir halkının da olaylara dâhil olması ile işler tamamen çığırından çıkar ve bir anlamda savaş başlamış olur. Mildred’in zorluklarla ve acıyla dolu hikâyesini izlediğimiz 2017 yapımı filmin yönetmenliğini Martin McDonagh yapmıştır.

Mustang

Lale ve kardeşleri, ailesini erken yaşta kaybetmiş beş kız kardeştir. Oyunları mahalle baskısı sebebi ile anlamsız bir skandala dönüşünce, evlerinde kaldıkları amcaları tarafından adeta ev hapsine alınırlar. Bu bunaltıcı ve zorlayıcı hayata karşı her kardeş kendi karakterleri gereği farklı bir tepki verir. Ancak birbirlerine ve özgürlüklerine olan düşkünlükleri onları yeni yollar aramaya itecektir. Anadolu’da geçen bu zorlayıcı hikâyede beş kardeşin gözünden, toplum baskısı, çocuk ve kadın şiddeti gibi acı olaylara şahitlik ettiğimiz 2015 yapımı filmin yönetmenliğini Deniz Gamze Ergüven yapmıştır.

Lady Bird

Christine McPherson, annesi ile yaşayan ve onunla fırtınalı bir ilişkisi olan genç bir kadındır. Babasının vefatından sonra kızına daha iyi bir gelecek vaat edebilmek ve ailesini geçindirebilmek için zorlu şartlardan altında yılmadan çalışan annesine hem gizli bir hayranlığı, hem de bitmek bilmeyen bir anlaşmazlığı vardır. Annesinin deyimi ile ‘uğur böceği’ Christine, lise son sınıfta üniversite stresi, annesi ile sorunları, arkadaş çevresindeki ilişki bozuklukları sebebi ile bir an önce kendini New York’a üniversiteye atmak istemektedir. Uğur böceğinin zor bir dönemini inceleme fırsatı bulduğumuz 2018 yapımı filmin yönetmenliğini Greta Gerwig yapmıştır.

Danish Girl

Einar Wegener, Danimarkalı yetenekli bir ressamdır ve bir diğer yetenekli ressam eşi Gerda Gottlieb ile tutkulu bir aşk içindedir. Einar, peyzaj ressamıdır ve şöhreti gitgide artarken eşinin yeteneğinin ve tutkusunun azalmaması için de sürekli olarak onun portre resimlerine destek olur. Einar, eşine modellik yaparken, denediği kadın kıyafetleri içerisinde çok daha özgür ve mutlu olduğunu fark ettiğinde işler mutlu çift için geri dönülemez bir konuma gidecektir. Gerçek hikâyeden uyarlama 2015 yapımı filmin yönetmenliğini Tom Hooper üstlenmiştir.

Ahmet Ozan Tekin

Yorum yaz