Senelerdir sinemanın içerisinde yer alan, son olarak senaryosunu ve yönetmenliğini üstlendiği ilk filmi Soluk ile adından söz ettiren başarılı sinemacı Özkan Yılmaz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Aynı keyfi alarak okumanız dileğiyle.

Özkan Yılmaz’ın yolu sinemayla nasıl kesişti?

Öncelikle merhabalar.

Benim sinema ile tanışmam öyle birçok sinemacı gibi küçük yaşlarda sinema salonunda bir filmi görerek olmadı.  Üniversitede sinema okurken sinemanın büyülü dünyasını tanımaya başladım. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sinema Bölümü’nde okudum. Öğrendiğim, izlediğim, üretmeye başladığım her şey film yapma isteğimi inanılmaz yükseltti ve bu bütün hayatıma sirayet etti.

Soluk’u çekme düşüncesi nasıl oluştu?

Soluk, benim çok sevdiğim bir abimin kanser olması ve devamında, ölüme giden süreçte tüm arkadaşlarımızla yaşadıklarımızın kafamda oluşturduklarıyla filizlendi. Ne zaman ki hastamız ağırlaşıp profesyonel bir bakıcıya ihtiyaç duydu ve o bakıcı hayatımıza dahil oldu, işte o zaman bende bu hikayenin film olması konusu, çok daha fazla belirginleşti. Hasta bakıcının ve bu mesleğin ilginç tarafları bu senaryoyu yazmamızda ciddi bir katalizör oldu. Sonrası zaten zor ve sancılı bir süreç ama sonunda filmi çekip bitirebildik. Emeği geçen tüm dostlara teşekkürü tekrar tekrar borç bilirim.

Filmin senaryosunu Benan Baf Yılmaz’la birlikte yazdınız. Yılmaz’la daha önce ortak bir proje ürettiniz mi ve senaryoyu farklı biriyle yazmanın sizi nasıl etkilediğini anlatabilir misiniz?

Biz, Benan ile senaryo olarak değilse de film üretme aşamalarında on yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Setlerde tanışıp, bir çok projede çeşitli pozisyonlarda çalıştık. Senaryo çalışmamız bir ilk oldu. Ben gayet uyumlu çalıştığımızı düşünüyorum. Birbirimize alanlar tanıyarak bir hikâyenin peşinden uzunca süre ilerledik ve ikimizin de tamam dediği hâle getirebildik. Bir sonraki projemizi de beraber yapmayı planlıyoruz.

Tamer karakterini yazarken, aklınızda Uğur Polat var mıydı?

Biz senaryoyu yazarken hiçbir kastı planlayarak yazmadık. Senaryo bittikten sonra oyuncu alternatiflerini düşünmeye başladık. Uğur Abi ile biz yakın arkadaşlar olarak sıkça vakit geçiririz. Açıkcası insan en yakınındakini düşünmezmiş derler ya, ben uzun biri süre sonra “Neden Uğur abiyi düşünmüyoruz ki?” diyerek aydınlandım. Çok isabetli bir aydınlanma olduğunu düşünüyorum.

Film neden Ankara’da geçiyor?

Filmin gerçek hikâyesi İstanbul’da Cihangir’de geçiyordu. Ben Cihangir’de sanat çevresi etrafında geçen bir hikâye olmasını hiç istemedim. Ama Tamer’in entelektüel ve bilge kişilik tarafından da vazgeçmek istemedim. Filmdeki sıkışıklık sebebi ile filmin geçtiği yerin bir büyük şehir olması gerekliliği vardı. Bütün bunlar toplandığında Ankara’daki o kuşağın entelektüel özellikleri ile Tamer bana doğru geldi. O dünyayı kurmaya başladığımızda Ankara’da ve hatta Esat’ta geçen bir hikâye yazmış olduk.

Soluk, Tamer’i merkeze alarak Celil ve Aslı’nın dönüşümlerine de biraz değiniyor. Bu iki karakter Tamer’e hangi açılardan selam verdi?

Tamer, Aslı’nın hayatında çok önemli bir figür. Hem bir baba, hem bir bilge hem de bir rol model. Tamer’in bu anlamda Aslı’nın üzerinde çok etkisi var ve dönüşümüne selam veren o oluyor ama Celil için aynı şeyleri söyleyebilir miyiz bilmiyorum. Celil, halen hepimiz için soru işaretleriyle dolu bence.

Bu film, kişisel hikâyenizde nerede duruyor?

Ölüm meselesi hayatta çok erken tanıştığım ve sıkça karşıma çıkan bir durum olduğu için temelinde çok kişisel bir hikâyeden yola çıkmış oluyorum. Bir de tabii Ankara, Karşıyaka mezarlığı, babamın cenazesi, mezarlıklarda büyüyen çocuklar gibi sıralamaya başlarsak Soluk’un içerisinde kişisel çok şey var.

Başka Sinema Instagram canlı yayınında Aslı İnandık hakkınızda: “Ne istediğini çok iyi ifade eden ve benim fikirlerimi çok önemseyen bir yönetmendi.” demişti. Bu filmi düşünürsek, Özkan Yılmaz, bir sonraki filmi için neleri daha iyi yapar?

Sonuçta her proje bir tecrübe olarak geride kalıyor ve bu tecrübeleri bir sonraki projelere aktarmamız gerekiyor. Ben sinemanın masalsı ve gerçeküstü hikâyecilik kısmının biraz bizim filmimizde eksik olduğunu düşündüğüm için o konu üzerinde kafa yormamın daha iyi olacağını düşünüyorum.

Yakın zamanda size yeni bir projeyle beyaz perdede görecek miyiz?

Tabii ki yeni bir şey çekmek istiyorum ve bu konuda yeni yeni yazmaya başlıyoruz. Karaladıklarımızın arasında henüz bu olsun diye karar verip yoğunlaştığımız bir proje yok ama heyecanımız bizi rahat bırakmıyor.

Teşekkür ederim.

Yazar Hakkında

Cemal Pampal

1983’te Giresun’da do­ğdu. Pamukkale Üniver­sitesi İşletme Bölümü­’nü bitirdikten sonra­ 2008'de başlayan kur­umsal hayatı, ülkenin­ önde gelen şirketler­inden birinde devam e­diyor. Fotoğraf, sine­ma, doğa gezisi ve fa­rklı tatlarda yemekle­r üretmeye meraklı. B­u aralar haftanın gün­ isimlerini, ay isiml­eriyle değiştirmiş bi­r kafayla; çok şey öğ­renmek, üretmek ve ço­k gezmek çabasında. C­ehov’un da dediği gib­i “İnsan İnandıklarıd­ır.”

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.