Aidiyet kavramını her sorguladığımızda birçok kez gerçek anlamının dışında kullandığımız olmuştur. Kendini bir yere, topluluğa, aileye, millete ait hissetmek olarak niteleyebileceğimiz aidiyet, çoğu zaman ne yazık ki alıştığımız tüm sözdizimsel belleğin dışında kalır. Yaşama güdüsü bizleri hayatta tutsa da birçoğumuz daha ileriyi arzularız. Bulunduğumuz coğrafyaya katlanır olmamız, ömrümüzün geri kalanına da aynı şekilde katlanmayı gerektirmez. Biz insanlar da diğer canlılar gibi sinir sistemine sahip olduğumuz için hareket yetisine hakim olduğumuzdan eğer bir konumda koşullarımıza uygun hissetmezsek kuvvet muhtemel orayı terk etmek ya da değiştirme hakkına sahibiz. Coğrafya kader midir? sorusu hâlâ tartışılırken benzer olaylar çerçevesinde yönetmenliğini Bangladeş’li Yönetmen Phaim BHUIYAN’in yaptığı Bangla (2019) filmine odaklanırız.

Phaim, Roma’da doğmuş İtalyan vatandaşı bir Bangladeşlidir. Annesi, babası ve sürekli sorun yaşadığı kız kardeşinden oluşan sevimli bir aileye sahiptir. Yıllardır İtalyan kültürüyle iç içe yaşasalar da kendi kökenlerinin dışına çok fazla çıkamamışlardır. Aslında, aile büyükleri bu durumdan şikâyetçi değillerdir çünkü hâlihazırda alışılagelmiş bir aile düzenleri ve korumaları çok zor olmayan henüz yetişkin çocukları vardır. Deyim yerindeyse kendi hâllerinde bir ailedir; ancak yeni nesil için çoğu şey sorun yaratmaktadır. Bir yandan İslami bir aile düzeni, diğer yandan da İtalya’nın batılılığı ve tartışılmaya açık olan aydın toplum kümesi Phaim için çözülmesi zor problemler yaratır. Birçok göç filminden aşina olduğumuz gibi umut her zaman vardır ve bizi sürekli duygusal olarak ileriye taşımakla mükelleftir. Phaim ve arkadaşlarının kurduğu, etnik bir tarza sahip müzik grubu vardır. Phaim da bütün vaktini arkadaşlarıyla prova alarak, müzede korumalık yaparak ya da camii topluluğunun sohbetlerine katılarak geçirir. Grubuyla zaman zaman bir yerlere çıkıp konser de verirler. Bütün ekip aslında Phaim ile aynı dertlere sahiptir; çünkü eskiden beri arkadaş olan grup üyeleri de Müslüman’dır. Yaşadıkları ilişkiler ve cinsel deneyimin zina suçu olması, ailelerin korumacı tavrıyla bütün ekibi boğmaya başlamıştır. Yine de Batı’da inancı korumaya ve kutsal sayılan aile geleneklerinin destekçisi olmasalar da onlara sahip çıkmaya çalışırlar. Her şeye rağmen arzularından vazgeçmeyen dinamik bir ekiptirler; ama bir yandan da arzularını bastırmaya zorlanırlar.

Müzik yarışmasına katılan Phaim, bir gece bütün çatışmayı başlatacak olan o malum kız Asia (Carlotta Antonelli) ile karşılaşır. Bütün dikkatini Asia’ya odaklayan ve gözlerini alamayan Phaim tüm sevimliliğiyle kızın dikkatini çeker. Hem müzik tarzı hem de tavırlarıyla Asia’yı etkilemeyi başarır; ancak yaşanacaklardan habersizdir. Âşık olmanın verdiği cesaretle bunca zamandır inandığı ve var saydığı bütün değerler sarsıntıya uğrar. Biz de Asia ve Phaim’in ilişkisine şâhit olurken İtalyan gençlerinin dünyasına da yolculuk yapmış oluruz. Eş zamanlı olarak Phaim’in karakter değişimi ise büyük bir heyecanla filmin içine girmemizi hızlandırır.

Kültür farkı, aile değerleri, yasaklar, günahlar ve cinsellik arasında gidip gelen iç sorgulamalarla dolu Bangla, Phaim’in kültürümüze hiç yabancı olmayan bir sorununu işlemektedir. Ayrıca izleyen herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği sempatik bir göç filmi olma özelliği taşır. Film için adaptasyon süreci ve getirdiği koşulları göğüslemeyi başaran bir yapıt da diyebiliriz. Yönetmenin kendi hayatından esinlenerek çektiği filmde, aile ve din konularının sorgulanması filme bir tenkit ve hiciv havası katmaktadır.

Dini öğretilerin yarattığı kafa karışıklığının samimi bir şekilde işlendiği filme, aslında Tolga Karaçelik’in Kelebekler (2018) filminde yaratmış olduğu ‘imam’ karakteri ile aşinayız. Ayrıca Bangla, kadınların daha ön planda olması ve aileyi içten yönetmeleri bakımından da oldukça başarılı; evi geçindiren, aile olmayı destekleyen ve tüm sorunların üstesinden gelen Akdeniz kadınları… Baba figürü ise alışılmışın aksine geri planda kalmış ve eğlenceli karakterlerden oluşturulmuş; çocuklarının mutluluğunu isteyen ancak aile içinde hiçbir çatışmaya katılmadan usulca köşesinde oturan, eşlerinin baskınlığından bir nebze pasifize olmuş sevimli babalar mevcuttur.…

Bangla, hem oyunculuklar hem de hikâye bakımından izleyenleri kısa bir sorguya çekmektedir. Ön yargılarımızı yenip değerlerimizi genişlettiğimiz ölçüde dünya, daha yaşanılası bir hâl alacaktır. Tüm dünya ile mükemmel bir uyum içinde yaşamak dileğiyle…

İrem Yavuzer

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.